İtalyan mutfağının özünde yatan basit ama lezzet dolu tarifler bu mutfağa olan aşkımızın sebebidir aslında. Kim makarna sevmez ki? Ya da bir dilim pizzaya hayır diyebilir? Peki ya dondurma? Tamam tamam sustum. Ama bu yazı fazla lezzetli. Benden söylemesi…

Milano’da her iki yılda bir düzenlenen uluslararası yeme içme fuarı Tutto Food ile başladığımız rotanın sadece başlangıcı bile bizi büyülemeyi başardı. Yeme içme dünyasının pazar trendlerini belirleyici nitelikte olan bu fuar tam anlamıyla bir gastronomi rüyası. Fuar boyunca Milano’da da yeme içme keşifleri gerçekleştirdik. Damağımızda yer edinenlerden birkaç not;

Milano’da birkaç lokasyona sahip Princi öyle bir Tiramisu yapıyor ki için ne desem az!

Peynir ve şarküteri ürünlerini seviyorsan burayı not et! La Prosciutteria; küçük bir dükkan ve sadece birkaç çeşit yemeğe sahip bir menüsü var. Uzun bir ahşap üzerinde sundukları karışık şarküteri ve peynir ürünleri ile kendi ürettikleri şarapları çok başarılı. Fiyatları makul olan bu mekan Brera etrafından gezdikten sonra keyifli vakit geçirmek ideal.

10 Corso Como’nun şehrin merkezinde olduğunu unutturan bahçesinde kokteyl içip sanat galerisine seyre dal.

Kanal etrafında diğer bir kokteyl alternatifi olarak kozmopolit ortamı ve ilginç iç dekorasyonu ile Mag Cafe çok eğlenceli.

Geleneksel ‘Milanese’ yemekleri için Antica Trattoria della Pesa şehrin en iyilerinden. Cotoletta di Milanese veya Ossobucco siparişi ver, sırf bu tavsiyem için ömür boyu yazılarımı takip edebilirsin.

Fuar sonrasında İtalyan Ticaret Ajansı (ITA) ile makarna ve zeytin üzerine enfes bir gastronomi rotası gerçekleştirdik. İlk durağımız Roma’ya sadece 30 kilometre mesafede derin bir geçmişe sahip olan Castel Madama. Burada Avrupa’nın en büyük zeytin ve zeytinyağı markalarından biri Ficaccio ‘yu ziyaret edeceğiz.

Zeytin deyip geçme tanı!

Burada yüzyıllık zeytin ağaçlarının altında kurulu bir sofra ve farklı birçok bölgenin zeytinlerinden oluşan bir tadım menüsü ile karşılanıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz tadımda, 2 saat boyunca fırınlanmış Puglia bölgesinin siyah zeytini, Abruzzo bölgesinin tuzsuz iri siyah zeytini, Sicilya’nın dolgun ve aromatik bir yapıya sahip yeşil zeytini favorilerimiz oluyor.

Zeytin tadımı yapmak nasıl oluyor derseniz, önce elimizle yapısı yumuşak ya da sert mi bakıyoruz ve ardından kokluyoruz. İkinci aşama olarak ağzımıza atıp uzunca çiğneyerek lezzetini (dolgunluk, tuz, asidite) ve yuttuktan sonra aromasının ağızda bitim süresini dikkat ediyoruz. Farklı zeytinleri denerken aralarda mineralli su ve grisini ile ağzı temizlemek yeterli. Castel Madama Kasım ayında zeytin ve zeytinyağ üzerine bir festivale ev sahipliği yapıyor. Meraklısına duyurulur!

İtalya’da makarnanın merkezi Gragnano

Bir sonraki yolculuğumuz Napoli yakınlarında makarnanın merkezi denebilecek değerde bir bölge olan Gragnano. Amalfi ve Sorrento körfezlerinin arasında konumlanan Lattari dağlarının eteğindeki bu bölgenin makarna ile olan geçmişi 500 yıl öncesi uzanıyor. İtalyan makarnasının büyük çapta üretime geçmesi ve tüm dünyaya yayılmasını sağlayan Gragnano bölgesi coğrafi özellikleri sayesinde makarnanın en lezzetli halini sunuyor. Lattari dağlarından gelen doğal kaynak suları kullanılarak üretilen makarna burada bir sanat haline dönüşüyor. Ekonomik krizlerden tutun şavaşlara dahi meydan okuyarak uzun yıllar boyunca ayakta kalmayı başarmış makarna üreticilerini ziyaret etmek insanı büyülüyor.

Makarnanın en nostaljik hali. Eskiden dev boyuttaki makarnalar içleri sosla doldurup güveçlerde pişiriliyormuş.

Artizan bir makarna üreticisi olan Fabbrica della Pasta’nın kurduğu makarnanın hikayesini anlatan bu küçük müze çok etkileyici.

Diğer bir üretici Antiche Tradizioni di Gragnano ‘nun imalathanesinin üst katında yer alan küçücük restoranda yerel tarifler ile hazırlanan taze makarnalarını tadıyoruz. Gragnano bölgesinde üretilmiş şaraplar ile sundukları makarnaları denemek için önceden rezervasyon yaptırmak gerekli.

Gün içerisinde 5 farklı üretici gezip tadımlar yaptığımız gezimiz sonrasında 45 dakikalık kısa bir yolculuk ile rotamızın son durağı olan Napoli’ye varıyoruz.

Napoli

Güzel bir Napoli gününde ilk olarak daracık sokaklarda kaybolup nefis fotoğraflar çekiyoruz. Ardından cumartesi günleri kurulan balık pazarına gidiyoruz. Tezgahlardaki envai çeşit deniz kabukluları ve balıklar bize son bir deniz mahsüllü makarna daha yemeden gitmek olmaz dedirtiyor.

Kısa bir şehir turunun ardından marinaya iniyoruz. Castel dell’ Ovo kalesinin hemen kenarında konumlanan küçük bir aile işletmesi Antica Trattoria da Pietro’ da bol deniz mahsüllü makarnalarımızı sipariş ediyoruz.

Yemek sonrası güzel bir kokteyl için kalabalık barlar ile çevrili Via Bisignano sokağına geçiyoruz. Kokteylimi yudumlarken sonuna geldiğimiz gastronomi rotasının bol kalorili mutluluğunu hissediyorum.

Ekim’de bu rotayı yine yapacağız. Sen de bize katılmak istersen Instagram’da @gastronomirotasi hesabını takibe al!

atakan aya

Yunanistan’da bir bağ gezisine katılmam ile başlayan şarap aşkım, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde şaraba dair yaptığım diğer yolculuklarla devam etti. 2010 yılında kurduğum Tadım Atölyesi’nde; şarap ekseninde düzenlediğim tadımları; sonraki yıllarda bira, kahve, çikolata tadımları ile genişlettim. Halen, tadım uzmanı olarak tadimatolyesi.com’da ve çeşitli dergilerde yeme­ içme üzerine yazmaktayım.

Ekim 15, 2017

RELATED POSTS